kredi notu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kredi notu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2013 Pazartesi

Konut Kredileri Yüzde 1'den 0.80'e Kadar İndi



Konut kredisi faiz oranları yüzde 1'lerden yüzde 0,80'e kadar indi. Garanti Mortgage Genel Müdürü Murat Atay, uzun vadeli konut kredilerinde talep artışının faiz düşüşüne bağlı olarak artış gösterdiğini ifade etti.

Faizdeki bu seyrin bir süre daha seyredeceğini belirten Murat Atay, uzun vadeli konut kredilerinde talep artışının faiz düşüşüne bağlı olarak artış gösterdiğini ifade etti.

Türkiye'nin kredi notunun artmasından sonra konut kredisi düşüş eğilimine girdi. Konut kredisi faiz oranları yüzde 1'lerden yüzde 0,80'e kadar indi. Garanti Mortgage Genel Müdürü Murat Atay, uzun vadeli konut kredilerinde talep artışının faiz düşüşüne bağlı olarak artış gösterdiğini ifade etti. Son beş yılda konut kredilerinde kredi talebinin faiz düşüşünün yaşandığı dönemlerde arışa geçtiğini söyleyen Murat Atay, faizdeki bu seyrin bir süre daha seyredeceğini belirtti.

Emlak Kulisi

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

Sizler Ucuz Kredi Almadınız



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat döneminde Konya sanayicisinin "üvey evlat" muamelesi gördüğünü belirterek 'Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredi alıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat döneminde Konya sanayicisinin "üvey evlat" muamelesi gördüğünü belirterek, "Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredialıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız. Sizin suçunuz şuydu; her sabah 'bismillah' deyip, fabrikanızın, atölyenizin, işyerinizin, dükkanınızın kapısını açtınız. Her akşam 'elhamdülillah' deyip kanaat içinde o kapıları kapattınız"dedi.

Başbakan Erdoğan, "Konya 2012 Ekonomi Ödülleri" töreninde yaptığı konuşmada, dün Konya'da açılışı yapılan Mavi Tünel projesini anlattı. Proje sayesinde, 414 milyon metreküp suyun, Mavi Tünel ile Konya ovasına aktarılacağını hatırlatan Erdoğan, "Bu suyun 100 milyon metreküpü Konya'nın içme suyu olarak kullanılacak. Kalanı ise sulama projelerinde kullanılacak. 'Artık denizimiz yok' demeyin. İşte size deniz. Kuyu yaptığınız zaman görülemez ama minare yaptığınız zaman görülür. Onun için minare yapan çoktur, kuyu yapan azdır. Biz kuyu yapıyoruz" dedi.

"Eğer bir ülkede ekonomi, demokrasi dış politika, iç politika, sosyal kalkınma birbiriyle ne kadar uyumlu, ne kadar paralel ilerliyorsa, büyüme de o kadar hızlı, o kadar istikrarlı ve o kadar güçlü olur" diyen Erdoğan, yakın geçmişte, bu gerçeğin aksi tecrübelerini yaşadıkları için Ak Parti iktidarında adımlarını bunu dikkate alarak attıklarını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, "Bakın 2007'de 27 Nisan'da yayınlanan e-bildiri, sadece bir tasavvur safhasında kalmasına rağmen, bizim o dik duruşumuz sayesinde bir tasavvur safhasında kalmıştır. Faiz yoluyla yıllık Türkiye'ye onun maliyeti 2 milyar dolar olmuştur. Bir bildiri 2 milyar dolar. Hükümet olarak bu bildiri karşısında tabi ki dik durduk, sağlam durduk ve geri adım atmadık. Faturanın daha da ağırlaşmasını bedelin daha da büyümesini önledik" diye konuştu.

28 Şubat'ın Yol Açtığı Durum

Türkiye'de 27 Mayıs'ta 12 Eylül'de 28 Şubat'ta antidemokratik girişimlerin yaşandığını ve bu antidemokratik girişimlerin ağırlığının yıllar boyunca sürdüğünü belirterek, şunları söyledi:
"En son yaşanan 28 Şubat, tüm Türkiye'yle birlikte Türkiye'den daha çok Konya'ya ağır zararlar verdi. Konya'ya ağır bedeller ödetti. Bu salonda, sanayi odasında, ticaret odasında, ticaret borsasında üyelikte 35-40 yılı dolduran vatandaşlarımız var. Bu üyelerimiz 12 Eylül'ü de merhum Özal dönemini de yaşadılar. 90'lı yılların çalkantılarını, 28 Şubat'ı ve 2002 sonrası Hükümetlerimiz dönemini yaşadılar ve tecrübe ettiler. Eminim ki bu kardeşlerim benim ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır.
Bakın bir kere biz, tüm Türkiye olarak şu gerçekle yüzleşmek, bunu sorgulamak zorundayız. Allah aşkına 28 Şubat ya da o dönemin aktörleri, bu Konya'dan bu Konyalı tüccardan, sanayiciden ne istediler.

Hani o beşli vardı biliyorsunuz. O beşlinin içinde kimler vardı. Güya sizin adınıza ortada gezip dolaşan STK'lar da vardı. Ama onlar aslında sizlerin hakkını savunmak için ortada dolaşmıyorlardı. Onlar kendilerine verilen emri yerine getirmek için oradaydılar."

Çünkü Konya'nın Sanayicisi Sırtını Devlete Dayamıyordu

O dönemde Konya'nın yanı sıra Kayseri, Gaziantep, Denizli ve Uşak gibi Anadolu'nun diğer şehirlerindeki orta ölçekli sanayi işletmelerinin zor yıllar geçirdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, "Bu adamlar ne istediler; onları rahatsız eden neydi acaba- Bugün şöyle bir geriye dönüp baktığımızda işte bu ve benzeri soruların cevaplarını çok net olarak görüyoruz. Çünkü Konya'nın sanayicisi sırtını devlete dayamıyordu, Konya'nın tüccarı sırtını devlete dayamıyor. Siz o dönem burada üvey evlat muamelesi gördünüz. Sadece üvey evlat muamelesi görmekle kalmadınız. Sizler kendilerini öz evlat olarak görenler tarafından aynı zamanda kıskanıldınız. Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredi alıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız. Sizin suçunuz şuydu; her sabah 'bismillah' deyip, fabrikanızın, atölyenizin, işyerinizin, dükkanınızın kapısını açtınız. Her akşam 'elhamdülillah' deyip kanaat içinde o kapıları kapattınız" ifadelerini kullandı.

Şimdi ben bir kere daha diyorum; elhamdülillah. Başbakan Erdoğan, "Hani şimdi komisyon raporları falan filan geliyor ya, şahsım için şunu söylüyorlar: 'Konuşmalarında 'Allah yardımcımız olsun' dedi. Konuşmalarında 'Ya Allah bismillah' dedi. Bunları benim için suç layihasına yazıyorlar. Kimler, artık anlıyorsunuz. Şimdi ben bir kere daha diyorum; elhamdülillah. Yeter ki bizim suç layihamız bunlarla dolu olsun" dedi.

Erdoğan, "Benim Konyalı kardeşim kendi yağıyla kavruldu. Kendi imkanlarıyla var oldu. Gücünüzü kendi şehrinizden, kendi toprağınızdan, kendi inanç değerlerinizden aldınız. Çok da başarılı oldunuz. Bütün olumsuzluklara, bütün imkansızlıklara rağmen adeta çölün ortasında vahalar yeşerttiniz. Devletin o öz evlatlarına rağmen siz burada ürettiniz. Aldınız, sattınız, ihracat yaptınız ve yoksullara ekmek kapıları açtınız. İşte onları rahatsız eden bu oldu. Kanaat onları rahatsız etti çünkü onlar iştahsızdı. Tahammül ve tevekkül onları rahatsız etti. Azminiz, kararlılığınız, inancınız onları rahatsız etti. Sizin burada milletin desteğiyle, milletin hayır duasıyla büyümeniz onları rahatsız etti. Şimdi yatırımlar alabildiğine gidiyor.

Haberler

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Konut Kredileri Yüzde 1'den 0.80'e Kadar İndi



Konut kredisi faiz oranları yüzde 1'lerden yüzde 0,80'e kadar indi. Garanti Mortgage Genel Müdürü Murat Atay, uzun vadeli konut kredilerinde talep artışının faiz düşüşüne bağlı olarak artış gösterdiğini ifade etti.

Faizdeki bu seyrin bir süre daha seyredeceğini belirten Murat Atay, uzun vadeli konut kredilerinde talep artışının faiz düşüşüne bağlı olarak artış gösterdiğini ifade etti.

Türkiye'nin kredi notunun artmasından sonra konut kredisi düşüş eğilimine girdi. Konut kredisi faiz oranları yüzde 1'lerden yüzde 0,80'e kadar indi. Garanti Mortgage Genel Müdürü Murat Atay, uzun vadeli konut kredilerinde talep artışının faiz düşüşüne bağlı olarak artış gösterdiğini ifade etti. Son beş yılda konut kredilerinde kredi talebinin faiz düşüşünün yaşandığı dönemlerde arışa geçtiğini söyleyen Murat Atay, faizdeki bu seyrin bir süre daha seyredeceğini belirtti.

Emlak Kulisi

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

Sizler Ucuz Kredi Almadınız



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat döneminde Konya sanayicisinin "üvey evlat" muamelesi gördüğünü belirterek 'Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredi alıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat döneminde Konya sanayicisinin "üvey evlat" muamelesi gördüğünü belirterek, "Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredi alıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız. Sizin suçunuz şuydu; her sabah 'bismillah' deyip, fabrikanızın, atölyenizin, işyerinizin, dükkanınızın kapısını açtınız. Her akşam 'elhamdülillah' deyip kanaat içinde o kapıları kapattınız"dedi.

Başbakan Erdoğan, "Konya 2012 Ekonomi Ödülleri" töreninde yaptığı konuşmada, dün Konya'da açılışı yapılan Mavi Tünel projesini anlattı. Proje sayesinde, 414 milyon metreküp suyun, Mavi Tünel ile Konya ovasına aktarılacağını hatırlatan Erdoğan, "Bu suyun 100 milyon metreküpü Konya'nın içme suyu olarak kullanılacak. Kalanı ise sulama projelerinde kullanılacak. 'Artık denizimiz yok' demeyin. İşte size deniz. Kuyu yaptığınız zaman görülemez ama minare yaptığınız zaman görülür. Onun için minare yapan çoktur, kuyu yapan azdır. Biz kuyu yapıyoruz" dedi.

"Eğer bir ülkede ekonomi, demokrasi dış politika, iç politika, sosyal kalkınma birbiriyle ne kadar uyumlu, ne kadar paralel ilerliyorsa, büyüme de o kadar hızlı, o kadar istikrarlı ve o kadar güçlü olur" diyen Erdoğan, yakın geçmişte, bu gerçeğin aksi tecrübelerini yaşadıkları için Ak Parti iktidarında adımlarını bunu dikkate alarak attıklarını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, "Bakın 2007'de 27 Nisan'da yayınlanan e-bildiri, sadece bir tasavvur safhasında kalmasına rağmen, bizim o dik duruşumuz sayesinde bir tasavvur safhasında kalmıştır. Faiz yoluyla yıllık Türkiye'ye onun maliyeti 2 milyar dolar olmuştur. Bir bildiri 2 milyar dolar. Hükümet olarak bu bildiri karşısında tabi ki dik durduk, sağlam durduk ve geri adım atmadık. Faturanın daha da ağırlaşmasını bedelin daha da büyümesini önledik" diye konuştu.

28 Şubat'ın Yol Açtığı Durum

Türkiye'de 27 Mayıs'ta 12 Eylül'de 28 Şubat'ta antidemokratik girişimlerin yaşandığını ve bu antidemokratik girişimlerin ağırlığının yıllar boyunca sürdüğünü belirterek, şunları söyledi:
"En son yaşanan 28 Şubat, tüm Türkiye'yle birlikte Türkiye'den daha çok Konya'ya ağır zararlar verdi. Konya'ya ağır bedeller ödetti. Bu salonda, sanayi odasında, ticaret odasında, ticaret borsasında üyelikte 35-40 yılı dolduran vatandaşlarımız var. Bu üyelerimiz 12 Eylül'ü de merhum Özal dönemini de yaşadılar. 90'lı yılların çalkantılarını, 28 Şubat'ı ve 2002 sonrası Hükümetlerimiz dönemini yaşadılar ve tecrübe ettiler. Eminim ki bu kardeşlerim benim ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır.
Bakın bir kere biz, tüm Türkiye olarak şu gerçekle yüzleşmek, bunu sorgulamak zorundayız. Allah aşkına 28 Şubat ya da o dönemin aktörleri, bu Konya'dan bu Konyalı tüccardan, sanayiciden ne istediler.

Hani o beşli vardı biliyorsunuz. O beşlinin içinde kimler vardı. Güya sizin adınıza ortada gezip dolaşan STK'lar da vardı. Ama onlar aslında sizlerin hakkını savunmak için ortada dolaşmıyorlardı. Onlar kendilerine verilen emri yerine getirmek için oradaydılar."

Çünkü Konya'nın Sanayicisi Sırtını Devlete Dayamıyordu

O dönemde Konya'nın yanı sıra Kayseri, Gaziantep, Denizli ve Uşak gibi Anadolu'nun diğer şehirlerindeki orta ölçekli sanayi işletmelerinin zor yıllar geçirdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, "Bu adamlar ne istediler; onları rahatsız eden neydi acaba- Bugün şöyle bir geriye dönüp baktığımızda işte bu ve benzeri soruların cevaplarını çok net olarak görüyoruz. Çünkü Konya'nın sanayicisi sırtını devlete dayamıyordu, Konya'nın tüccarı sırtını devlete dayamıyor. Siz o dönem burada üvey evlat muamelesi gördünüz. Sadece üvey evlat muamelesi görmekle kalmadınız. Sizler kendilerini öz evlat olarak görenler tarafından aynı zamanda kıskanıldınız. Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredi alıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız. Sizin suçunuz şuydu; her sabah 'bismillah' deyip, fabrikanızın, atölyenizin, işyerinizin, dükkanınızın kapısını açtınız. Her akşam 'elhamdülillah' deyip kanaat içinde o kapıları kapattınız" ifadelerini kullandı.

Şimdi ben bir kere daha diyorum; elhamdülillah. Başbakan Erdoğan, "Hani şimdi komisyon raporları falan filan geliyor ya, şahsım için şunu söylüyorlar: 'Konuşmalarında 'Allah yardımcımız olsun' dedi. Konuşmalarında 'Ya Allah bismillah' dedi. Bunları benim için suç layihasına yazıyorlar. Kimler, artık anlıyorsunuz. Şimdi ben bir kere daha diyorum; elhamdülillah. Yeter ki bizim suç layihamız bunlarla dolu olsun" dedi.

Erdoğan, "Benim Konyalı kardeşim kendi yağıyla kavruldu. Kendi imkanlarıyla var oldu. Gücünüzü kendi şehrinizden, kendi toprağınızdan, kendi inanç değerlerinizden aldınız. Çok da başarılı oldunuz. Bütün olumsuzluklara, bütün imkansızlıklara rağmen adeta çölün ortasında vahalar yeşerttiniz. Devletin o öz evlatlarına rağmen siz burada ürettiniz. Aldınız, sattınız, ihracat yaptınız ve yoksullara ekmek kapıları açtınız. İşte onları rahatsız eden bu oldu. Kanaat onları rahatsız etti çünkü onlar iştahsızdı. Tahammül ve tevekkül onları rahatsız etti. Azminiz, kararlılığınız, inancınız onları rahatsız etti. Sizin burada milletin desteğiyle, milletin hayır duasıyla büyümeniz onları rahatsız etti. Şimdi yatırımlar alabildiğine gidiyor.

Haberler

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

11 Aralık 2012 Salı

Başçı Krediler ve Döviz Kurları İstikrar İçin Önemli



Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, krediler ve döviz kurları fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrar açısından da önem taşıyan iki temel değişken olduğunu söyledi.

Merkez Bankası web sitesinde yer alan açıklamaya göre, Al Bank Wal Mustathmer Group tarafından düzenlenen ve basına kapalı yapılan Ödeme Sistemleri Konferansı'nda konuşan Başçı, fiyat istikrarı, finansal istikrar ve finansal sektörün geliştirilmesinin merkez bankalarının tamamen ya da kısmen sorumlu oldukları üç önemli alan olduğunu belirtti.

Başçı, şunları kaydetti:

''Bunlardan birincisi fiyat istikrarıdır. Fiyat istikrarının kaybedilmesinin toplumsal maliyetleri bugün iktisatçılarca iyi anlaşılmıştır. Akademik literatürde yer alan çalışmalar enflasyon oranındaki her 10 puanlık yükselişin ülkelerin uzun vadeli büyüme oranlarında çeyrek puanlık bir kayba yol açabildiğine işaret etmektedir.

Kronik yüksek enflasyonun yaşandığı yıllar olan 1974 -2003 yılları arasında Türkiye'de ortalama enflasyon yüzde 56 iken, ortalama kişi başı reel büyüme sadece yüzde 2 olmuştur. Enflasyonun tek hanelere indiği 2004 – 2011 yılları arasında ise ortalama kişi başı reel büyüme yüzde 3,3 seviyesine yükselmiştir. 2013 – 2015 dönemi boyunca enflasyon hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir.''

Krediler, döviz kurları ve enflasyon beklentilerinin fiyat istikrarını belirleyen üç önemli değişken olduğunu ifade eden Başçı, ''Bu nedenle, kredi büyüme hızındaki ve döviz kurlarındaki aşırı oynaklıkları azaltmak fiyat istikrarına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır'' dedi.

Merkez bankalarının ikinci görev alanının ise finansal istikrar olduğunu kaydeden Başçı, şöyle devam etti:

''Finansal istikrarın kaybedilmesinin büyüme ve istihdam üzerindeki derin ve uzun süreli olumsuz etkileri bilinmektedir. Finansal krizleri önlemenin maliyeti bu krizlerin yol açtığı maliyetlere kıyasla çok daha düşüktür. Türkiye'nin yakın tarihi buna güzel bir örnektir. Türkiye'de 2001 yılında yaşanan finansal kriz kamu borç yükünü 30 puan artırmış, büyüme ve istihdam derin bir şekilde etkilenmiştir. 2002 yılından itibaren ise fiyat istikrarı, finansal istikrar ve verimlilik artırıcı yapısal reformlara odaklanılmıştır. Bu sayede ülkenin ekonomik refahı hızla artarken aynı zamanda finansal sektör dış şoklara karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuşmuştur. Geliştirdiği yeni araçlarla kredi büyümesinde ve döviz kurlarında istikrarı amaçlayan politikaları yürürlüğe koyan Merkez Bankası, 2008 – 2009 yıllarında derinleşen küresel ekonomik kriz sonrasında ülkemizin hızla toparlanmasına ve 2011 – 2012 Avrupa borç krizinin etkilerini en az hasarla atlatmasına katkı sağlamıştır.''

Krediler ve döviz kurları fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrar açısından da önem taşıyan iki temel değişken olduğunu belirten Başçı, ''Dolayısıyla, kredi büyüme hızındaki ve döviz kurlarındaki aşırı oynaklıkları azaltmak finansal istikrarı da önemli ölçüde desteklemektedir.''

Türkiye'nin küresel finansal istikrara yaptığı katkılara da değinen Başçı, şunları bildirdi:

''Türkiye, Finansal İstikrar Kurulu'na (Financial Stability Board, FSB) 2009 yılında üye olmuştur. 2014 yılında G20 Troykasında yer alacak olan Türkiye, 2015 yılında G20 Dönem Başkanlığı'nı devralacaktır. G20 Troykasında bulunacağımız 2014 - 2016 yılları arasında ise FSB Yönetim Komitesinde (FSB Steering Committe) Hazine temsilcimiz görev alacaktır.

Türkiye'nin Basel Bankacılık Denetim Komitesi (Basel Committe on Banking Supervision – BCBS) ile Guvernörler ve Denetim Otoritesi Başkanları (Governors and Heads of Supervision, GHOS) üyelikleri de 2009 yılında başlamıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da, FSB Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi danışma grubu (MENA Regional Consultative Group of the FSB) başkanlığını 2013 – 2015 yılları arasında yürüttüğü dönemde FSB Yönetim Kurulunda yer alacaktır. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yönetişim reformu çerçevesinde yapılan anlaşma sonucunda oluşturulan ve ülkemizin de içinde bulunduğu yeni grupta (New Constituency) Avusturya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Beyaz Rusya ve Kosova yer almaktadır. Bu anlaşmaya göre ülkemiz, 2014 - 2016 ve 2018 - 2020 dönemlerinde ikişer yıllık sürelerle grup adına İcra Direktörlüğü (Executive Director) görevini üstlenecektir.''

Ödeme Sistemleri Kanunu Uluslararası Standartlara Uyum İçin Önemli Bir Adım Olacak

G-20 ülkelerinin Los Cabos'ta (Meksika) yaptığı son toplantıda Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda gelişmekte olan ülkenin IMF kaynaklarının güçlendirilmesi yoluyla küresel finansal istikrara katkı yapma konusundaki niyetlerini beyan ettiğini kaydeden Başçı, ''Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da IMF kaynaklarına uluslararası rezervlerimiz arasında sayılmak kaydıyla 5 milyar dolara kadar katkıda bulunabilecektir'' dedi.

Merkez bankalarının ödeme sistemleri ile ilgili görev ve sorumluluklarının üçüncü temel alan olan finansal sektörün geliştirilmesi açısından ele alınabileceğini dile getiren Başçı, şunları ifade etti:

''Sağlıklı çalışan ödeme sistemleri işlem maliyetlerini ve mutabakat risklerini azaltmak yoluyla finansal piyasaların derinleşmesine katkıda bulunur. Bu nedenle, merkez bankalarının ödeme sistemlerinin tasarımında, işletiminde ve gözetiminde aktif rol almalarının önemi, küresel finans sisteminin boyutu dikkate alındığında daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu doğrultuda, ödeme sistemlerinin geliştirilmesi amacıyla, dünya genelindeki eğilimleri de izleyerek finans sektörümüzle yakın bir işbirliği içinde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda, Merkez Bankası bünyesinde faaliyet gösteren ödeme sistemlerinin yeniden yapılandırılması projesinde önemli bir mesafe kaydedilmiştir.''

Merkez Bankası bünyesi dışında faaliyet gösteren ödeme sistemlerinin gözetiminin de yine Merkez Bankası tarafından sağlandığını belirten Başçı, şunları kaydetti:

''Ülkemizdeki tüm ödeme hizmetlerini ve ödeme sistemlerini kapsayacak standartlara ilişkin düzenleme ihtiyacı göz önüne alınarak Avrupa Birliği müktesebatıyla da uyumlu bir 'Ödeme Sistemleri Kanun Tasarısı' taslağı hazırlanmış ve söz konusu taslak ilgili kurum ve kuruluşların görüşüne açılmıştır. Kurumlardan gelen görüşler çerçevesinde yapılacak değişiklikler sonrasında oluşacak tasarının TBMM tarafından ele alınması ile ödeme sistemleri konusunda uluslararası standartlarla uyumlu bir yasal çerçevenin çizilmesi yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.''

Finansal Piyasa Altyapı Kuruluşlarının Uyması Gereken 24 Prensip

Uluslararası platformda, Merkez Bankası'nın Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) bünyesindeki Ödeme ve Mutabakat Sistemleri Komitesine (CPSS) üyeliğinin 2009 yılında sonuçlandırıldığını hatırlatan Başçı, şu değerlendirmelerde bulundu:

''Ödeme ve mutabakat sistemlerine ilişkin temel küresel prensiplerin ve standartların belirlendiği bu platformda ülkemiz Bankamız tarafından temsil edilmekte ve buradaki çalışmalara aktif katılım sağlanmaktadır. Anılan çabalara paralel olarak Ödeme ve Mutabakat Sistemleri Komitesi (CPSS) ile Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (IOSCO) tarafından ortaklaşa yürütülen çalışma ile sistemik öneme sahip ödeme sistemlerini, menkul kıymet mutabakat sistemlerini, merkezi saklamacı kuruluşları, merkezi karşı tarafları ve işlem kayıt merkezlerini kapsayan 'Finansal Piyasa Altyapılarına İlişkin Prensipler' hazırlanmış ve Nisan 2012'de yayımlanmıştır.''

Söz konusu çalışmada, Finansal Piyasa Altyapı Kuruluşlarının uyması gereken 24 prensip ve ilgili otoritelerin bu kuruluşlara ilişkin işlemlerinde dikkate almaları gereken 5 sorumluluğun belirlendiğini ifade eden Başçı, ''Tüm bu prensip ve sorumlulukların temel amacı, ödeme sistemlerini de içine alan finansal piyasa altyapı kuruluşlarının daha güvenli ve verimli bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu kapsamda, ödeme sistemleri ile ilgili tüm otoritelerin yakın gelecekte sorumlu oldukları sistemlerin anılan prensiplere uyumu konusunda yoğun çaba harcayacağı ve bu alanda yürütülen uluslararası çalışmaların da söz konusu 24 prensibin uygulanması etrafında yoğunlaşacağını düşünüyorum'' ifadelerini kullandı.

Ödeme sistemlerinin sınır ötesi bağlantılarının dış ticaret hacmindeki artışa bağlı olarak gün geçtikçe daha önemli bir duruma gelmekte olduğunu dikkati çeken Başçı, ''Buna paralel olarak, uluslararası ödeme sistemlerinin geliştirilmesi alanındaki çalışmalar tüm dünyada devam etmektedir'' dedi.

Bloomberght

10 Aralık 2012 Pazartesi

Faiz Değil Hizmet Önemli


Uluslararası yönetim ve danışmanlık şirketi Bain & Company’nin 10 büyük özel Türk bankasına yönelik araştırmasında, Türkiye’de müşterilerin bankalarla ilişkilerinde sanıldığı gibi ücret ve komisyonların değil, kişiselleştirilmiş hizmetin ana belirleyici etken olduğu ortaya çıktı. 2 bin 72 bankacılık müşterisinin katıldığı araştırmada, her gelir seviyesinden müşterinin bankasına olan sadakatinde ‘hizmet kalitesi’ ilk sırada yer alırken, diğerleri şöyle sıralandı; personelin yaklaşımı, marka itibarı, ulaşılabilirlik, faiz ve diğer ücret ile komisyonlar.

Az Gelirli İçin Hizmet

Geçen yıl Türkiye’de ofis açan Bain&Company’nin Türkiye Direktörü Karaca Kestelli, araştırmada düşük gelir seviyesine sahip müşterilerin sanıldığının aksine fiyat değil hizmet kalitesine daha duyarlı olduklarını vurguladı. Kestelli, gelir seviyesi yüksek müşteriler için en öncelikli konunun ise, marka itibarı olduğunu söyledi. Ekim 2012’de gerçekleştirilen araştırmada, yıllık geliri 10 bin TL’nin altında olan müşterilerin yüzde 42’si hizmet kalitesine en öncelikli sırada önem verdiğini belirtirken, bu oran geliri 10 bin ile 100 bin TL olanlarda yüzde 39’a ve yıllık geliri 100 bin TL’nin üstünde olanlarda ise, yüzde 38’e düşüyor.

Zengin İçin İtibar

Gelir seviyesi yüksek müşterilerde öne çıkan etken ise, marka itibarı. Geliri 100 bin TL’nin üzerinde olan katılımcıların yüzde 21’i marka itibarına önem verdiklerini açıklarken, geliri 10 bin liranın altında olanlar için marka itibarı yüzde 13’e düşüyor. Yılık geliri 10 bin liranın altında olanların yüzde 8’i faiz ve ücretleri kendisi için önemli bir konu olarak görürken, geliri 10 bin ile 100 lira olanların yüzde 5’i ve 100 bin liranın üstünde gelire sahip olanların da yüzde 6’sı faiz ve ücretleri önemsediğini belirtti. 

Yüzde 60'ı Kalite

Türkiye’de bankacılık hizmetlerine ilişkin en çok ücretlerden şikayet edildiği şeklinde bir algı olduğunu kaydeden Bain & Company Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Müşteri Stratejisi ve Pazarlama Başkanı ve Münih Ofisi Ortağı Andreas Dullweber, “Türkiye’de bankacılık müşterilerinin yüzde 60’ı aldıkları hizmetin kaliteli oluduğuna inanıyor. Haberlere baktığınızda en çok fiyattan memnun değillermiş gibi geliyor ama bu doğru değil. Komisyon ve ücretlerle ilgili şikayetler, başka alanlardaki memnuniyetsizlikler örneğin çağrı merkezinde çok bekleme gibi şikayetler ifade edilirken, dile getiriliyor” dedi.

Müşteriyi Kiralamayın Kazanmaya Çalışın

GEÇMİŞTE fiyat düştüğünde müşteri memnuniyetinin artacağına inanıldığını kaydeden Dullweber, “İyi fiyatla müşteriyi kazanamazsınız. Sadece bir süreliğine kiralarsınız. Eğer müşteriniz ucuz fiyata, iyi hizmet almıyorsa hemen ilk durakta iner” diye konuştu.

Mutlu Müşteri Tavsiye Edendir

MUTLU müşterinin tek bir tarifi olmadığını söyleyen Andreas Dullweber, şöyle konuştu: “Ama en yalın ifadeyle mutlu müşteri, tavsiye edendir. NPS (Net Promoter Score) araştırma yöntemiyle müşteriye şirketlerle ilgili sorular sorup bunu 0’dan 10’a kadar puanlamalarını istiyoruz. 9 ve 10 puan gerçekten mutlu müşteriyi gösteriyor. Onlar söz konusu şirketi başkalarına tavsiye ediyorlar. 0-6 puan arasındakiler hemen yeni bir markayla karşılaşınca gidiyorlar.”

Çalışan Polis Olmamalı

MEMNUNİYETİN sadece müşteriler için değil şirketin çalışanları için de söz konusu olması gerektiğini kaydeden Andreas Dullweber şunları anlattı: “En sevilen marka (Love brand) olmayı hedefleyen şirketler mutlaka tavsiye eden müşterileri olmak zorunda. Bu konuya odaklanan şirketler 4 ile 10 yıl arasında sonuç almaya başlıyor. Ancak bunun için şirkette topyekün bir anlayış değişikliği olmalı. Müşteri gerçekten de işin odağına oturtulmalı. Çalışanlar da polis gibi her şeyi sorgulayan biri değil, müşterinin ihtiyacını gidermeye çalışan biri olmalılar. Örneğin kredi kartını kaybetmiş bir müşteriye, önce geçmiş olsun, sorun değil, şu andan itibaren size bir sorun yaratamayacaklar gibi teselli sözleriyle servise başlayan bir çalışan müşterisini oldukça rahatlatır. ”

Mutluluğun Ortalaması Yüzde 33

AKBANK, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası, HSBC Bank, ING Bank, İş Bankası, Şekerbank, TEB ve Yapı Kredi Bankası’nın müşterilerinin katıldığı araştırmada bireysel bankacılık hizmetleri hakkında nasıl hissettiklerinin soruldu. Katılımcıların yüzde 54’ü çalıştıkları bankayı bir başkasına tavsiye edecek kadar mutlu olduğunu belirtirken, yüzde 21’i ise bankasından memnun olmadığını ve hakkında kötü konuştuğunu söyledi. Araştırmada, mutlu müşteri oranı ise, yüzde 33 ile Avrupa’nın üstünde yer aldı.

Hürriyet

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

Konut Kredisinde Faizi Düşürmenin Yolu

Bankalar son dönemde birbiri ardına tüketici kredilerinde faizleri indirmeye başladı. Düşen faizlerden yararlanmak ve kredileri yeni faiz oranlarına göre yapılandırmak için birkaç seçenek bulunuyor.

Gerek ekonomik iyileşme gerek yılsonu bilançolarında kredi hacmini yüksek gösterme eğilimi içinde bulunan bankaların bu hareketi ise tüketicilere yaradı. İhtiyaç, konut ve araç kredilerinde faizler sene başından bu yana gözle görülür düşüşler sergiledi. Ocak 2012'de 60 ay vadede yüzde 1,34 olan konut kredi faizleri 39 baz puan gerileyerek 0,95 oldu. Böylece sene başında 1,34 faizle 100 bin lira kredi kullanan bir kişi aylık 2 bin 610 lira öderken bu rakam yeni faiz düşüşleriyle 2 bin 310 liraya kadar geriledi. Şimdi yüksek faizden konut kredisi kullanan birçok kişi düşük faizden nasıl yararlanabileceğini hesaplamaya başladı. Düşen faizlerden yararlanmak ve kredileri yeni faiz oranlarına göre yapılandırmak için birkaç seçenek bulunuyor. Ama uzmanlar bunun için tüm yolların iyi hesaplanmasını öneriyor.

1-) Bankayla anlaşın

Yüksek faizden kredi kullanan bir kişinin öncelikle yapması gereken konu kredi kullandığı bankanın faiz oranlarına bakması ve anlaşmayı kendi bankası üzerinden yapmasıdır. Eğer bu mümkün olmuyorsa bu durumda en düşük faizi ve en az masrafı alan bankaların kapısını çalmak yerinde olur. Her dönem bazı bankalar diğer bankalardan daha agrasif büyüme politikası içinde olabilir. Bunu mevduat faizlerinde de birçok kez görmek mümkün. Tıpkı mevduatını artırmak için yüksek faiz veren bankalar gibi kredilerini büyütmek isteyen bankalar da kredi kullandığınız bankaya giderek sizin adınıza eski kredinizi kapatıp yerine düşük faizden kendi bankasında yeni bir konut kredisi açabilir.

2-) Aile ve arkadaş iyi bir seçenek

Eğer ilk yolda istediğiniz sonucu elde edemiyor veya zorlanıyorsanız bu noktada ailenizdengüvendiğiniz biriyle anlaşmaya giderek evi ikinci bir kişiye satabilirsiniz. Bu noktada ikinci kişi düşük faiz veren bankadan kredi kullanmak istediğini belirtir ve sizin evinizi satın alıyormuş gisi işlem başlatır. Bu işlem neticesinde düşük faiz veren banka sizin gösterdiğiniz kişiye evin karşılığı olan krediyi verir ve siz de yüksek faizli krediyi kapatmış olursunuz. Ancak burada evartık borcu bitene kadar kağıt üzerinde sizin değil sizin güvendiğiniz kişinin üzerinde görünür. Siz evin borcunu arkadaşınız üzerinden yatırım tamamladıktan sonra bankayla ilişki kesildikten sonra evin tapusunu alabilirsiniz.

3-) İkinci gayrimenkul kurtarıcı

Sizin adınıza kayıtlı bir başka gayrimenkulün olması ise yüksek faizden düşük faize geçiste en iyi yöntem. Düşük faizli konut kredisi çekmek istediğiniz bankaya bu evi ipotek veya teminat göstererek çok rahat yeni bir kredi kullanabilir ve böylece yüksek faizli kredi ödemek durumunda kalmazsınız. Ancak tüm bunları yaparken üzerinde durmanız ve düşünmeniz gereken bazı önemli ayrıntıları da gözden kaçırmamak gerekiyor.

4-) Tüketici kredisini incele

Düşen kredi ortamında tüketici kredileri de iyi birseçenek.Özellikle3 yıl ve altındaki vadelerde tüketici kredisi çekerek daha az faiz ödeyebilirsiniz.

Ev Almak İçin Beklemeniz Gerekmiyor

Faizlerin aşağıya çekilmesi yüksek faizle kredi kullanan kişiler kadar yeni ev alacak olan kişileri de etkiliyor. Uzmanlar ev almak isteyen kişilerin faizler daha da düşer diyerek ev alma hayalini ertelememesi gerektiğini dile getiriyor. Yeniden yapılandırma imkanı yeni kredi kullanan kişiler için de önemli bir alternatif olarak veriliyor. Üstelik bir yıldan daha az bir sürede kredi kullanıp bunu yapılandırmak isteyen kişiler, 4-5 yıl kredi ödeyip sonra kredisini yapılandırmak isteyenlerle kıyaslandığında daha avantajlı görünüyor.
Faiz ödemeniz anaparanın üstünde olmalı

Düşen faiz oranlarından yararlanmak isteyen kişilerin dikkat etmesi gereken önemli ayrıntılar bulunuyor. Bunlardan ilki yeni kredide kullandırılan yıllık maliyet oranları. Yani faiz düşük olsa da yıllık maliyet oranları yüksekse bu noktada toplam ödeyeceğiniz rakam değişmeyebilir. Değişim yapmadan önce hesaplanacak bir diğer önemli ayrıntı da yüksek faizden kullandığınız kredi miktarında ödediğiniz anapara ve faiz karşılaştırması. Eğer faizde yapılandırmaya gidecekseniz mutlaka faiz ödemenizin anapara ödemenizden fazla olması gerekiyor. Aksi taktirde faizin çoğunu ödeyip iş anapara ödemesine kaldıysa bu durumda yeniden yapılandırma size kar değil zarar getirir.

Erken Kapama Cezasına Dikkat

Bir diğer önemli noktada erken kapama cezası. Bu ayrıntıda kredi kullanan kişilerin yapılandırma yaparken üzerinde önemle durması gereken bir konu. Çünkü birçok banka erken ödemeye yüzde 2 kapatma cezası kesiyor. Ödeme planı değişikliğinde de yeni bir bedel talep edilebiliyor. Erken kapama cezasına ilişkin bir tüketicinin açtığı davada hakim emsal teşkil edecek bir kararla erken kapama cezası ve ödeme planı değişikliği için kesilen paraların geri ödenmesine hükmetti. Ancak siz davalarla uğraşmak istemiyorsanız bu tür ayrıntılara da dikkat etmeniz gerekiyor.

Haber7

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.